Eşyaları Nasıl Sattım - Second Hand Sales in Turkey





Çok soru geldi instagramdan… Eşyaları nasıl sattınız diye, birazcık ondan bahsetmek istiyorum size.
3 farklı yerden sattık eşyaları. Daha önce de masa, sandalye, kitaplık satmıştık. Neden bilmem çok kolay satıyoruz biz. Şansımıza da hep iyi insanlar çıktı karşımıza hiç üzmedik birbirimizi.

Dekopasaj, Sahibinden ve Letgo bahsettiğim 3 yer.

Dekopasaj çok profesyonel. Kafanız rahat ediyor, müşteri ile hemen hemen hiç muhatap olmuyorsunuz. Nakliyeyi düşünmüyorsunuz, isterseniz onlar hallediyor. Bir bakıyorsun ürünün satılmış, sana nakliye için gelecekleri günün tarihini bildiriyorlar. O gün içerisinde söyledikleri saatte gelip ürünü alıyorlar, sonra müşteriye götürüyorlar, 2 gün sonrasında da ücret hesabına yatıyor. Tek negatif yani %25 almaları : ) yani satmak istediğiniz ürünün fiyatını bunu düşünerek vermeniz gerekiyor. Bu da fiyatı yükseltiyor.
Bir diğer olumsuzluk şu anda sadece İstanbul’da geçerli olması. Umarım ileride farklı illerde de sistemi kurarlar.

Telefonlara çıkan, her türlü soruya sakin sakin cevap veren, mailleri mutlaka cevaplayan Kadir Bey’i de ayrıca tebrik ediyorum. Aferin ona.


Sahibinden.com ; çok daha basit bu anlamda, yani temiz iş… ürünün ilanını yayınlıyorsunuz, ya mesaj ya da telefonla size ulaşıyorlar, pazarlık illaki oluyor, sonra gün ve zamanda anlaşıyorsunuz, geliyorlar, ürünü alıp parayı veriyorlar… Kafa rahat…

Letgo da benzeri ama buradaki ortamı pek sevmedim.  Ürün hakkında fazla bilgi verilemediği için çok soru geliyor. Soruların çoğu da saçmalıkta sınır tanımayan cinsten.  Bir de şunu anlamıyorum; ben instagramdan direk mesaj yazacağım zaman bile saate bakıyorum, gecenin bir yarısı, hiç tanımadığın birine sehpa da sehpa diye yanıp tutuşmuşcasına mesaj atmak biraz saçma değil mi?

Bir de tabi sırf spor olsun diye arayanlar var. Hatta biri var ki fotoğraflarımdan beni tanımış, sırf sesimi duymak için gece 23 gibi ciddi alıcı pozlarıyla aradı ama sonra açmadı telefonu! Bak bu ayıp…


Bir diğer önemli konu da satmayı düşündüğünüz eşyaların adam akıllı, aydınlık ve hoş fotoğrafları.. Fotoğraf eğer yüzüne bakılır olursa ilanlar içerisinde dikkat çekiyor, böylece daha çok kişiye ulaşıyorsunuz. Yani birazcık emek vereceksiniz sonrası kolay.

Satın almak için gelenler de sizin benim gibi insan, bunu da unutmamak gerek, samimi olunca, doğal olunca çok daha rahat diyalog kuruluyor.  Telefon konuşmasından anlaşılıyor zaten alıcının ciddiyeti ve eğitimi. Baktınız sizi üzecek, hafiften tedirgin oldunuz hiç bulaşmayın, ürün satıldı diyin geçin…

Neticede satmayı planladığımız her şey 2-3 hafta içerisinde satıldı. Şimdi bir iki parça daha satılabilir gözüyle baktığımız şey var ama daha yeni eşya almadığımız için onlar beklemede. Gerçi gezmekten evi yerleştirmeye, eşya almaya fırsat bulamadık ya neyse… Artık tatiller de bitti mecbur ev ile ilgileneceğiz.
Bir de nakliye, temizlik, boya badana konularını anlatayım size,  başka bir postta şimdi biraz koltuk bakmam gerek…

NOT: Fotoğraflar hala eski evden, yeni evde pek eşya yok şuanda yani hala yerleşemedik biz...



Before we moved, we sold a lot of our old stuff ( chairs, drawers, table, bed...) . I have received many questions from my followers on this topic from instagram.

This post is about online sales websites of second hand goods in Turkey. That's why English text is so short J






Ev bulmak ne zormuş - Our moving adventure



Epeydir ev arıyorduk biz. Yani nereden baksan 5 yıldır falan… Hele son 1 yıldır artık hürriyetemlak, sahibinden gibi sitelerdeki ilanların çoğunu ezberledim. Öyle sıkıcı bir iş ki o ilanlara bakmak. Hele ki instagramda, bloglarda birbirinden güzel, bahçeli, kocaman, bembeyaz, zevkle döşenmiş evleri gördükten sonra.

İnsan sanıyor ki bir anda hayallerinin evi karşısına çıkıverecek. Olmuyor ama, mal ortada çünkü!
Funda da ben de hemen hemen aynı bölgede çalışıyoruz. Avrupa yakasında çalışıp bir düzen kurmuşken  karşıya taşınmak o kadar zor ki. Ama burada da ev fiyatları hem çok yüksek, hem de evler çok eski ve çirkin:( Bir de saçma sapan bir geri dönüşüm hikayesi çıktı ki mantığa tamamen aykırı; olduğu yerde apartımanı yıkıp daha küçüğünü yapıyorlar buna da geri dönüşüm diyorlar, geri dönüşüme evler verilecek de yenilenecek diye iyice değeri artıyor 30-40 yıllık evlerin…

Seçim yapmamız gerekiyordu ama biz bir türlü ne yapacağımıza karar veremiyorduk. Madem bu bölgede ( Beşiktaş, Teşvikiye, Fulya…) istediğimiz gibi bulamıyoruz o zaman trafik sıkıntısını göze alalım karşıya taşınalım diyorduk, başlıyorduk Anadolu yakasında ev bakmaya.  Bir türlü bakma aşamasını geçemedik ama. Tamam daha iyi görünümlü evlerin olduğu kesin ama İstanbul’da yaşadığım 20 küsür yıl boyunca hep Beşiktaş’ta oturup  aynı böylede çalışan biri olarak karşıda hangi bölgeden ev arayacağımı bile bilemiyordum genelde. Bizim için imkansızmış karşıdan ev almak, bu evi alınca daha iyi anladık bunu…

Bir de tabi şu boyutu vardı işin; gerçekten İstanbul’da mı yaşamak istiyoruz, ev alarak neden kendimizi bu boğucu, sıkıcı, keşmekeş şehre hapsediyoruz ki, toplayalım palımızı pırtımızı gidelim küçük bir kasabaya… Tabii bu bir balık burcu olarak benim hayalimdi, her bunaldığımda ben gideceğim bu şehirden, ev mev istemiyorum diye söylenmeye  başladığımda  Aslan kafa Funda ; saçmalama Ayda bi ayakların yere bassın, nereye gidiyorsun, hele önce sen emekli ol sonra gidersin istediğin köye diye konuşup benim küçük bir kasabada terzi olma hayallerime taş koyduğunda kavga da başlıyordu.

Bu ev konusu ilişkimizi çatırdatmıştı resmen.


Babam hep size şöyle sıfır bir ev olsa diyordu, kalbi temizmiş… Yaa baba derdik, saçmalama, burada sıfır ev bulmak imkansız, bulsak da bizim paramız yetmez ona…  Ama işte bulduk… Evet bu sefer de m2’den ödün verdik. Her şey tam olmuyor. Ev miniminnacık, bir nevi rezidans: ) Tamam hayallerimizdeki ev değil belki ama işlerimize yürüyerek gidip gelebiliyoruz ki bu İstanbul için zaten büyük bir lüks… Tamam mutfağı, banyosu bizim zevkimize göre yapılmamış ama olsun tertemiz, yepyeni, paramız olunca zevkimize göre yaptırırız. Tamam belki ayrı bir hobi odam yine olmayacak ama ne yapalım zaten hayatımız salonda geçiyordu yine öyle geçer olur biter…

Biz bu evi ilk olarak Nisan ayında gördük sanırım, bir iş çıkışı bakmaya gittik Funda’yla, salona ilk girdiğimizde karşımıza çıkan yeşillik bizi hemen eve bağladı, sonra oraya çok yakın oturan bir akkadaşımız uğradı yanımıza, şöyle bir gezdi evi, siz buraya sığamazsınız dedi… Önce birazcık bozulduk ama sonra hak verdik ona. Biz sığamayız bu eve dedik kapattık konuyu. Aradan 1.5 ay falan geçti baktık aynı evin kiralık ilanı çıkmış, oturduğumuz evden de iyice bunaldık, bari dedik almak için paramıza kıyamıyoruz kiraya çıkalım bu eve. Ay ne saçma bir düşünceydi, İşte kısmet denilen şey bu oluyor sanırım, kiralamak için tekrar gittik eve bakmaya, bir hesap kitap, dünya masraf, madem o kadar masraf yapacağız o zaman satın alalım bu evi dedik…  Bu sefer de başladık nasıl sığarızı düşünmeye…


Kısacası Haziran ayı içerisinde kafamızın içinde gel-gitler, kararsızlık kıvranmaları, ölçmeler, biçmeler… epey bir bocaladık. İmzayı attığımız ana kadar da emin olamadık iyi mi yaptık kötü mü diye.  Bu kararı vermemizde ilk önce babam sonra Londra’da yaşayan arkadaşımız Banu ve en çok da Urfa’dan Ercüment destek oldu bize. O akşamı asla unutmayacağız, içimiz inanılmaz sıkıldı, sabah kaporayı vereceğiz emlakçıya, saat 22 suları, birden aklıma geldi dedim Ercüment’i arayayım. İyi ki de aramışım. O konuştukça biz hafifledik, o konuştukça biz kararımızdan emin olmaya başladık, telefonu kapattık kuş gibiyiz, tamam bu ev o ev dedik: ) Hem zaten ömür boyu da İstanbul’da yaşayacak değiliz, bir 6-7 yıl bize mesken olsun yeter…

Buraya taşınmadan önce eski evde kullandığımız eşyalarımızın büyük çoğunluğunu sattık ya da attık. Zaten son zamanlarda içimizde inanılmaz bir sadeleşme isteği vardı.. Eskiden çok kıyafet alırdık son yıllarda alışveriş merkezlerine bile gidemez olduk, zaten moda da sapıttı, siz ne bulup da giyiyorsunuz Allah aşkına???  ne o öyle düdük gibi kısacık şeyler, fırfırlı kollar, işlemeli, paçavra gibi kotlar… Az olsun öz olsun dedik dağıttık kullanmadığımız her şeyi. Şimdi görseniz kuş gibiyiz. Az olunca daha kıymetli oldu kıyafetler: ) Gardropta bir sürü boş yer var, öyle güzel ki… Eskiden moral olsun diye içim sıkkınken alışveriş yapardım, şimdi almayınca mutlu oluyorum.. Neyse bu başka bir post konusu…


Taşındık ama tatil programını kıştan yaptığımız için koltukçu gezmek yerine tatile gitmek durumunda kaldık : ) Şimdi işten eve gelip salonda serili olan halının üstüne atıyoruz kendimizi, orada yuvarlanıp duruyoruz. Artık bayramdan sonra birkaç haftasonunu bu işlere ayıracağız, umarım zevkimize ve bütçemize göre birşeyler buluruz. Zaten topu tupu koltuk, masa, sandalye ve bir kapaklı dolap alacağız o kadar. Diğer evden getirdiğimiz onca biblo, vazo ve ıvır zıvırlar hala kutularda duruyor onları da kolay kolay çıkartmayı düşünmüyorum meydana, böyle temizlik yapmak da pek kolaymış: )

Tabii henüz evde hiç fotoğraf çekmedim, fazla da fotoğraflık bir şey yok şuanda zaten. Tam yerleşelim elimden geldiğince fotoğraflamaya çalışırım artık. O zamana kadar eski evden fotoğraflarla idare edeceğiz: )

Anlatasım varmış, ne yazdım ama: ) Yani biz taşındık, umarım bu ev bize uğurlu gelir sağlıkla, huzurla otururuz, isteyen herkese Allah çok daha iyilerini versin inşallah…


 
This post is about our moving adventure to our new flat.

You know, we live in Istanbul and Istanbul is a very crowded, cosmopolite and expensive city. It very difficult to find your dream home...

We have wanted to have a new home for a very long time but it was almost impossible to find a nice place close to the offices we were working.

We have had to make some concessions. It is a new flat,  very close to our work offices and when you look at the windows you see the greenery but the flat is quite small.


We have not bought our new furniture yet. When everything is done, I will take lots of photos for you but until that time I am sharing a few my favorite images from our previous home : )








Kumaşçı Buldum - Such a Lovely Shop




Öyle bir koşuşturmanın içerisindeyizki uçtuk gidiyoruz. Bunca telaşenin içinde Altınoluk tatili ilaç gibi geldi. Gerçi esas iş şu önümüzdeki iki – üç hafta. Bu sıcaklarda eşyaları kolilemek tam bir işkence.

İnstagramda bahsettim ya sanki herkes biliyormuş gibi geliyor. Biz minicik bir ev aldık. Ağustos başı gibi de taşınıyoruz. Evde birkaç parça hariç hemen hemen herşeyi satıyoruz, çoğu da satıldı o yüzden ev tam bir savaş alanı. Yakında yatacak ve oturacak yer de kalmayınca tam olacak: )

Funda’ya diyorum, keşke şu salona bir kamera koysaydıkta bunca koşuşturmayı çekseydik. Aslında ben şu taşınma macerası için ayrı bir post yapsam daha iyi olacak en azından birilerine faydası olabilir.


Gelelim bu postun konusuna. Geçenlerde yani bu ev mevzundan önce aldım bu kumaşları. İş yerinde boş kaldıkça uygun fiyatlı, düşük nakliye ücretli online shoplar araştırıyorum hep. Aslında bu benim hobim gibi bir şey oldu. Şu paypal olayının bitmesi ile benim için kabusa dönüşen bir konu uygun fiyatlı kumaş bulabilmek. Ne yazık ki ülkemizde böyle şirin desenler ve çok çeşit bulmak imkansız. ETSY deki dükkanların düşük kargo ücretli olanları genelde sadece paypal ile satış yapıyor. Hem kredi kartı hem paypal ile satış yapan dükkanların çoğunun da kargo ücreti oldukça yüksek. Hele ki son aylardaki döviz kurlarındaki artışı da düşünürsek yurtdışından birşeyler almak zaten oldukça tuzluya geliyor. Ayrıca bir de gümrük sınırlaması konusu var. Eskiden 75 EURO olan sınır, 30 EURO’ya indirildi. Yani onca kargo ücreti verip alabildiğim kadar çok alayım bari diyemiyorsunuz: (


Bunların araştırmasını o kadar çok yaptım ki, kitap bile yazabilirim. Neyse… Ben genelde ufak tefek şeyler diktiğim için aldığım kumaşlar yarım metre bilemedin dört bir (fatquarter) oluyor, ee öyle devamlı da almıyorum, ara ara bütçemi zorlamayacak miktarlarda ama zevkime hitap eden kumaşlar seçip kendimi mutlu ediyorum.

İşte bu araştırmalarım neticesinde keşfettiğim dükkanlardan biri  www.kawaiifabric.com . Hong Kong menşei’li bir online shop. Zaten en uygun kargo ücretleri de buradan oluyor. Instagram hesabından (@kawaiifabric) takip ederek yeni gelen kumaşlardan haberdar olabilirsiniz.


Dükkanda oldukça fazla çeşit var, benim en sevdiğim markaların kumaşlarını da bulmak mümkün; Lecien, Robert Kaufman, Cloud9, Brich Fabric, Kokka, Riley Blake, Moda…. Kumaşları hem konularına göre, hem desenlerine göre, hem de markalarına göre gruplandırabiliyorsunuz. Ben her çeşit filtreleyip günlerce baktım. Bak günlerce baktım ve sadece 4 adet yarım metre kumaş aldım. Bence büyük irade.

Seçtiğim kumaşların bir kısmı organik pamuklu olarak geçiyor. Bebek elbisesi dikmek istediğim için özellikle onlardan seçtim. Şu sıralar evde dikiş dikecek ortam yok ya canım acayip dikmek istiyor. Hele bir yerleşelim arka arakaya bebek elbisesi dikeceğim. Çok şirinler değil mi ama. Yani 3 aylık bebeğe elbise giydirilir mi bilmiyorum ama biblo gibi evin duvarında görmek bile beni inanılmaz mutlu ediyor.


Neyse Kawaiifabric’e geri dönecek olursak. En sevdiğim yanı ödeme seçeneklerinde hem PayPal hem de kredi kartının geçiyor olması ve gönderi kodu vermeleri. Evet bu yurtdışı alışverişlerinde pek de rastlanmayan bir durum.  Siparişin arkasından hemen bilgilendirme maili, sonrasında da gönderi kodu ve paketinizi takip edebileceğiniz linki gönderiyorlar. 2 -3 hafta içerisinde de elinizde oluyor kumaşlarınız. Ben bu dörtlüden 3 ünü kullandım henüz. Şu armutlu olanı da eve yerleşir yerleşmez keseceğim : )

Diktiğim elbise ve bluzun kalıbını da ETSY’den almıştım 1-2 yıl önce. İnşallah bu kış birazcık daha zorlarını dikmeyi deneyeceğim.

Böyle uzun aralıklarla post yazınca da bir türlü sonuç bölümüne gelemiyorum. Umarım önümüzdeki günlerde yine böyle faydalı keşiflerle karşınızda olabilirim.
Şimdilik bana kolay gelsin, siz de yazın keyfini sürün bari…





We are in a very busy and excited period. Maybe most of you already know this, We have bought a tiny flat and will be moved within 2-3 weeks. After a short vacation in our summer home, it is not fun packing all goods, especially in these extremely very hot days…

I am planning to share all adventures about our moving period later in here. But now I want to inform you about this wonderful online shop : www.kawaiifabric.com

Kawaiifabric shop is like a paradise of fabrics. There are hundreds of fabrics in different designs. Especially my favorite brands as Lecien, Robert Kaufman, Cloud9, Brich Fabric, Kokka, Riley Blake, Moda and more... Many diffirent materials such as cotton, laminates, organic, jersey or flannel from manufacturers with cute designs and lots of colours.

Unfortunately, it is very difficult to find all popular fabric brands in Turkey. We have many problems such as high shipping costs, customs clearance and no use PayPal in our online shopping. (Due to regulatory issues, PayPal is not operated in Turkey since of 6 June 2016. This means that We don't accept PayPal payments and don't use PayPal to pay our bills :((  This is very ridiculous but PayPal is trying to solve this unpleasant situation.)

My new discovery,  @kawaiifabric offer us a wide variety of fabric, fast shipping and CREDIT CARD options... One of the things that make me happiest is tracking number :) You can get the tracking number after shipping and follow your pretty package...


Their website is also great, you can filtrete fabrics in many categories. My plan was to sew a few cute baby girl dresses and I have chosen these beautiful organic fabrics ;
Green with light cream peach swan and cream colorful chicken organic fabric by Birch, light pink with white star Cloud 9 organic cotton fabric and light cream Robert Kaufman small pear fruit fabric.
You can guess how it was difficult to choose just a few fabrics among so many different kinds: )


Here is the result. I really love sewing something for babies as you know and I am planing to sew more baby dress when we place our new home... We will see: )





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...